Cebindeki karttan, sana
Sevgilim,
Yıllar geçse de seninle aynı masaya oturmak, hâlâ en sevdiğim yer. Bu sayfa bir vitrin değil; her dokunuşta yeniden söylemek istediğim cümle. Yağmur yağsa da, kahve soğusa da — ben buradayım.
Sonsuza dek, Ahmet
Sana yazılmış bir sayfa

14 Haziran 2019 · Kadıköy, ilk kahve
Yağmurlu bir Cuma’da başladı. Kartı her dokundurduğunda, aynı hikâye yeniden açılır.
Seninle geçen her saniye
—
yıl
—
ay
—
gün
—
saat
—
dk
—
sn
Yıldönümümüze
14 Haziran — ilk kahvenin günü
—
gün
—
saat
—
dk
—
sn
Küçük duraklar, tek bir yol.
Haziran 2019
Kadıköy’de yağmur camlara vururken. ‘Bir çay daha?’ cümlesi, ömrümün en güzel sorusu oldu.

Eylül 2020
Kapadokya’da güneş doğmadan kalktık. Konuşmadan da anlaştığımızı o sabah öğrendim.

Mart 2022
İki kutu kitap, bir saksı ve ‘burası bizim’ dediğimiz ilk akşam yemeği. Ev, seninle ev oldu.

Ağustos 2024
Boğaz’ın karşısında, kimse yokken. Cevap zaten belliydi; yine de kalbim yerinden çıktı.

Bugün
Aynı kahkaha, yeni bir sayfa. Bu site bitsin diye değil; her dokunuşta baştan başlasın diye.
Dokununca açılan anılar.
On madde yetmez. Yine de başlıyorum.
Sabahları kahveyi benden önce hatırladığın için
Kötü şakalarıma gülmeyi bırakmadığın için
Yolda yürürken içgüdüyle elimden tuttuğun için
Sessizliğimi de doldurabildiğin için
Anneme ‘yenge’ demeden önceki o utangaç gülüşün için
Haritalarda kaybolmayı birlikte göze aldığımız için
Yorgunken bile ‘nasılsın’ diye sorduğun için
Kötü günümü film gecesine çevirdiğin için
Gelecek planlarını ‘ben’ değil ‘biz’ diye kurduğun için
Bu kartı okurken hâlâ gülümseyeceğini bildiğim için
Cebindeki karttan, sana
Yıllar geçse de seninle aynı masaya oturmak, hâlâ en sevdiğim yer. Bu sayfa bir vitrin değil; her dokunuşta yeniden söylemek istediğim cümle. Yağmur yağsa da, kahve soğusa da — ben buradayım.
Sonsuza dek, Ahmet